İstanbul Diye Seslendim Sana

İstanbul,

Söyle bana, 

İçimde büyüyen bu sızı

Neden bir türlü dinmiyor?

Hangi rüzgâr taşıyor onu?


Bir zamanlar adını andığım yerde

Şimdi sessizlik çiçek açıyor,

Sesin uzak kıyılara çekilmiş gibi,

Rüzgâr bile senden habersiz esiyor.


İstanbul,

Hâlâ hangi uykunun içindesin?

Hangi düş saklıyor seni benden?

Hangi gece örtüyor yüzünü,

Hangi sabah unuttu izini?


Bir kapı açılır sanıyorum,

Bir bakış döner sanıyorum,

Eksilen ömrüm yerine konur sanıyorum,

Ama her sabah biraz daha eksik uyanıyorum.


İstanbul,

Bu gece ne kadar uzaksın,

Göğün altında başka bir gök gibi.

Sesin değmiyor kıyılarıma,

Adın düşmüyor geceme.

 

Saçlarına değen güneş

Sanki başka bir göğün altında kaldı.

Dudaklarında kışın en uzun akşamı,

Gözlerinde dönülmeyen yollar var.


Ve o yolların başında

Adını söyleyemeyen bir bekleyiş,

Sessizce beni çağırıyor,

Sessizce beni eksiltiyor.


İstanbul,

Bir ayrılık bazen ölüm değildir derler,

İnanma.

Bazı gidişler sessizdir,

Ama yankısı bir ömür sürer.

Ardında mezar taşı bırakmaz,

Bir veda bile bırakmaz bazen.

Ama insanı her gün biraz daha

Toprağa yaklaştırır derinden.

 

Takvimler değişmez belki,

Saatler aynı sesiyle yürür,

Ama zaman bir kez kırıldı mı,

Bir daha eski yolunu bulamaz.

 

Şimdi hangi şehrin ışıkları vuruyor yüzüne?

Hangi akşamlar sarıyor seni, Hangi yollar götürüyor?

Hangi sesler, Gülüşünün yerini tutuyor?

Kimler bakıyor gözlerine, Benim sustuğum yerden?

 

Kim bilir hangi akşam,

Bir hatıraya bile dönüşmeden,

Geçip gidiyorsun benden,

Bir rüzgâr gibi sessizce.

 

Oysa bazı bekleyişler vardır,

Yıllar geçse de eskimez.

Mevsimler değişse de yorulmaz,

Aynı yerde kalır.


İstanbul,

Sana ulaşmayan bütün mektupları

Geceye bıraktım.

Karanlığın ellerine verdim,

Yıldızların arasına sakladım.

 

Belki bir yağmurun ince sesinde,

Belki unutulmuş bir rüzgârın kıyısında,

Bir harfi sana dokunur diye,

Bir an durup bakarsın diye.

 

Belki ansızın

Kalbinin derinlerinde bir sızı belirir de,

Bir gölge geçer içinden,

Beni hatırlarsın diye.

 

Ve zaman,

Her şeyi uzaklaştırmayı öğrendi;

Şehirleri, yolları,

Mevsimleri, hatıraları,

Birer birer aldı götürdü.

 

Ama bazı yokluklar vardır ki,

Gittikleri yerde kalmazlar.

Dönüp gelir gecelere,

İnsanın içine yerleşirler.

 

Bir akşam iner pencereye,

Bir şarkı karışır geceye,

Bir gölge düşer hatıraların üzerine,

Sessizlik büyür odanın içinde.

 

Ve insan anlar; Bazı ayrılıklar bitmez,

Yalnızca susar, Yalnızca derine çekilir.

Bazı sevgiler ölmez, Yalnızca yıldızlar gibi

Uzaklardan ışımaya devam eder,

Geceyi terk etmeden.

 

Ve bazı isimler vardır, İstanbul,

Bir kez düşer insanın kalbine.

Ne zaman silebilir onları,

Ne de ömür çıkarabilir.

 

Bir akşam iner pencereye,

Bir şarkı karışır geceye,

Ve insan anlar;

Bazı ayrılıklar bitmez, sadece sessizleşir.

                                                                        Hâkimyâ