Ağıt (Anneme ithafen)


Anne…
Tuhaf bir şey bu özlem.
Göz görmez, el tutmaz
ama içimde durur,
susmaz.

Sesini özlüyorum anne,
adımı söylerken
kırılmayan heceleri.
“Üşüdün mü?” diye soruşunu,
ben daha üşümeden.

30 Ağustos’ta
bir gün ölmedi sadece,
bir ev kapandı.
Saatler çalıştı,
dünya döndü,
ama ben orada kaldım anne,
senin gittiğin yerde.

Hayallerimi değil artık,
seni özlüyorum.
Bir daha olmayacak olanı,
bir daha olmayacağını bile bile.

Fotoğraflar sessiz,
eşyalar yetim,
odaların nefesi eksik.
Yatağın soğuk anne,
benim içim daha soğuk.

Özlem içimde yaşıyor,
acıyla kardeş gibi.
Bir gün acı diner diye korkuyorum;
çünkü dinerken
senden de biraz götürür diye.

Gittin anne…
ama gitmek bu değil.
Sen bende kaldın,
ben sensiz kaldım.

Yokluğun
yokluk değil artık,
bir ağırlık,
bir gölge,
bir dua.

Yoklukları sonsuzlaştıran
o nazik,
gezgin nefes
şimdi benim içimde
sen diye dolaşıyor.


(Annem Halime Çinan'a İthafen)               

                         — Hâkimyâ